Sürdürülebilirlik, artık yalnızca çevre politikalarının değil, işletmelerin finansman tercihlerinin de gündeminde yer alan bir kavram hâline geldi. Yeşil enerji yatırımlarının ve düşük emisyonlu teknolojilere geçişin nasıl finanse edileceği sorusu, leasing sektörünü de doğrudan ilgilendiriyor. Bu yazıda, leasing sürecinin yeşil enerji ve sürdürülebilirlik ile nerelerde kesiştiğini, doğrulanabilir kaynaklara dayanarak ele alıyoruz.
Avrupa'daki leasing şirketlerini bir araya getiren çatı kuruluş Leaseurope, leasing ve araç kiralama şirketlerinin sürdürülebilir bir ekonomiye geçişte önemli bir rol oynayabileceğini vurguluyor. Leaseurope'un kendi yayınlarına göre sektör bu rolü; enerji verimli varlıkların finansmanı, araç ve kamyon filolarının yeşillendirilmesi, dairesel iş modellerinin desteklenmesi ve temiz enerji üretimine yönelik finansmana erişim sağlanması gibi alanlarda üstlenebiliyor. Bu çerçeve, leasing'in yalnızca bir finansman yöntemi değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik dönüşümünün destekleyici bir aracı olarak da değerlendirilebileceğini gösteriyor.
Leaseurope'un yayınlarında, rüzgar türbinleri, fotovoltaik (güneş) paneller, biyoyakıt işleme tesisleri ve uzun ömürlü batarya hücreleri gibi yenilenebilir enerji üretimine yönelik varlıkların leasing yoluyla finanse edilebilecek ekipmanlar arasında sayıldığı görülüyor. Türkiye'de de finansal kiralama şirketlerinin bir kısmı, güneş enerjisi santrali gibi yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik finansman ürünleri sunmaktadır. Bu tür yatırımların somut olarak finansal kiralamaya konu olup olamayacağı, 6361 sayılı Kanun çerçevesinde işletmenin faaliyetinde kullanacağı taşınır ve taşınmaz mal tanımına girip girmediğine ve BDDK'nın güncel mevzuatına göre değerlendirilmesi gereken bir konudur.
Elektrikli araç kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte, şarj istasyonu yatırımlarının finansmanı da leasing sektöründe belirginleşen bir alan hâline geldi. Örneğin bazı finansal kiralama şirketleri ile şarj ekipmanı üreticileri arasında kurulan iş birlikleri sayesinde, kurumsal müşterilere yönelik özel şarj istasyonu finansman paketleri sunulabiliyor. Bu paketlerde zaman zaman şarj ekipmanına özgü indirimli KDV oranlarının uygulandığı görülmüştür; ancak KDV oranları mevzuata bağlı olarak değişebileceğinden, güncel oranın her zaman ilgili finansal kiralama şirketinden ve güncel mevzuattan teyit edilmesi gerekir.
Leaseurope'un vurguladığı alanlardan biri de araç filolarının yeşillendirilmesidir. İşletmelerin filolarını kademeli olarak elektrikli filo araçlarına dönüştürmesi, hem sürdürülebilirlik hedefleriyle hem de değişen düzenleyici beklentilerle ilişkilendiriliyor. Bu dönüşüm sürecinde filo leasing ve operasyonel filo kiralama gibi modeller, işletmelerin büyük bir sermaye yükü üstlenmeden, teknolojik ve ikinci el değer belirsizliğini kiralayan tarafla paylaşarak filolarını kademeli biçimde yenilemesine imkân tanıyabilir. Bu yaklaşım, sektörde zaman zaman "yeşil filo" dönüşümü olarak da anılmaktadır.
Yeşil enerji yalnızca üretim tarafını değil, tüketim tarafındaki verimliliği de kapsayan bir kavramdır. Üretim hatlarında kullanılan enerji verimli makineler, aydınlatma sistemleri veya izolasyon teknolojileri gibi yatırımlar da, işletmelerin enerji maliyetlerini ve çevresel etkilerini azaltmayı hedeflediği alanlar arasında yer alır. Bu tür ekipmanların leasing yoluyla finanse edilmesi, işletmelerin enerji verimliliği yatırımlarını sermayelerini tek seferde tüketmeden hayata geçirebilmesine katkı sağlayabilir.
Leaseurope'un sürdürülebilirlik yaklaşımının bir diğer boyutu, kiralanan varlıkların sözleşme sonunda yeniden kiralanması, onarılması, yeniden kullanılması veya geri dönüştürülmesidir. Bu "dairesel ekonomi" mantığı, leasing'in doğasında zaten var olan bir unsurdur; zira leasing modelinde varlıklar genellikle tek bir kullanıcıya bağlı kalmaz ve sözleşme sonunda farklı şekillerde değerlendirilebilir. Bu durum, leasing'i kaynakların daha uzun süre ekonomik döngüde kalmasına katkı sağlayabilecek bir model olarak öne çıkarmaktadır.
Avrupa'da leasing sektörü, sürdürülebilirlik raporlaması konusundaki düzenleyici beklentilerle de giderek daha fazla ilgilenmektedir. Leaseurope bünyesinde, leasing şirketlerinin çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim (ESG) raporlama yükümlülüklerini ve "yeşil leasing" uygulamalarını ele alan bir çalışma grubunun faaliyet gösterdiği bilinmektedir. Bu gelişme, sürdürülebilirlik konusunun sektör için yalnızca pazarlama değil, aynı zamanda kurumsal raporlama açısından da giderek önem kazanan bir alan olduğunu göstermektedir.
Türkiye'de leasing sektörünün çatı kuruluşu olan Finansal Kurumlar Birliği'nin (FKB) eğitim ve etkinlik takviminde, zaman zaman yenilenebilir enerji projeleri ve finansmanına yönelik içeriklere yer verildiği görülmektedir. Bu durum, yeşil enerji ve sürdürülebilir finansman konularının Türkiye'deki leasing sektörü için de gündemde olan bir başlık olduğuna işaret etmektedir. Ancak sektörün bu alandaki somut büyüklüğüne veya güncel gelişmelerine ilişkin en doğru bilgi, her zaman FKB'nin ve BDDK'nın güncel yayınlarından takip edilmelidir.
Leasing ile yeşil enerji arasındaki ilişki, tek bir üründen ziyade, yenilenebilir enerji ekipmanlarının finansmanından filoların elektrikli araçlara dönüştürülmesine, enerji verimliliği yatırımlarından dairesel ekonomi yaklaşımına kadar uzanan çok boyutlu bir alanı kapsıyor. Bu alanın Türkiye'deki somut görünümü, mevzuatın, teşvik politikalarının ve sektörün zaman içindeki gelişimine bağlı olarak şekillenmeye devam edecektir. Bu nedenle yeşil enerji odaklı bir leasing kararı değerlendirilirken, güncel mevzuatın ve ilgili finansal kiralama şirketinin güncel koşullarının teyit edilmesi önemlidir.